Kafatası
Kafatası iyi ki var. Zihnimdekiler, bilinçliyken, yalnızca ben istediğimde, istediğim kadar çıkabiliyor dışarıya. Bu muazzam güzel. Ve zihin biseksüel bir erkek gibi. hem içine alabiliyor, hem de dışına boşalabiliyor. Kendi zihnimin içerisinde gaddarım ve sevmediğim fikirlere acı çektiriyorum. Ayrı bir cosmos, zihnim.
Mükemmelin olmadığını biliyorum. Ne amaçla burada olduğumu bilmiyorum. Bilime bir katkı sağlayamayacağım, filozofiye belki sokuştururum bir şeyler ama edebiyatı yatağa atacağıma eminim!
Varolan varolmak değil de yok oluş gibi. Ölümün, tanrısı olduğu bir evrendeyiz. Çürümenin tek kural olduğu.
Bir his modunda, sürekli olarak kalınamayacağını düşünüyorum. Günlerce, hatta saatlerce dahi depresif hissedilemez ya da mutlu. Bunun olduğunu söyleyenler, en az M. kadar yalancı.
Soyutu somuta tercih ettiğimin farkına vardım, bir kaç gün evvel. İdeaların arasındayım. Zihnime saldırıyorlar. Direnmiyorum. Kucak açıyorum onlara aksine.
Alternatifsizlik korkutucu. Tektipleşme, normale uyum sağlamaya çabalama, acıyı reddedebileceğini sanma, sorgudan kaçınabilme, topluma göre belirlemek düşüncelerini, davranışlarını, sanatını, konuşmalarını. İşte Cehennem : Yapamamak dilediğini, korku duymak farklı x'lerden. Zihnini hapsetmek dogmalara, yerinde saymak sürekli. İlerlemeyi becerememek, hiç bilmemek...
Filozofi iyi ki var. Sıranın dışına, ezberin zeminindeki tramplenden atlatan filozofi. Ama pragmatizmi sevmiyorum. Pragmatikliğin, küçüklüğün tezahürü olduğunu düşünüyorum.