Reality Is A Prison

Bilincimde mücadele halinde birden fazla persona var. Bu parçalanmışlığım ve bölünmüşlüğümden pek de haz almıyordum. Düşünmeyi sürdürdüm: Eğitim sistemine sokulduk, ki kendisi tektipleştirme üzerine bina edilmiş. Bu yüzden, aslında içimizde özgür olması gereken farklı karakterlere, farklı düşüncelere, birbirine zıtlığa ve çelişkiye hep karşı koymaya çabaladık. Tekleştirip birleştirmeye çabaladık içimizdeki karakterleri.

Yıllardır bunu yapıyordum. Ne kadar olumlu etki yapar bilmiyorum ama, azat ediyorum artık, içimdeki tüm dualizmi, tüm karşıtlıkları. Kaos, kapılarımın açıklığını, yalnızca senin gözlerin için görünür kıldım. Gel, lütfen.

Derken "Reality is a prison." diye bir ses duydu. Duyduğu bu ses, kendi sesine çok benziyordu. Ama konușan kendisi miydi? Etrafına bakındı. Odasında oturuyordu. Hava oldukça sıcaktı ve ses çıkaran tek șey, klimanın yarattığı uğultuydu. Dikkat kesilmeye çalıştı ama hayır. Yeni bir ses gelmedi. Gözlerini işaret parmaklarıyla ovușurdu. Ayaklanıp yüzünü yıkamaya gitti. Geri döndüğünde, biraz önce sesi duyup irkilen kendisi değilmiș gibiydi. Daha sağlıklı hissediyordu. Anlașılan sesleri boșverecekti yine. Seslerin onu daha önce bulduğunu o hatırlamıyordu. Bilinçaltına gömmüștü duyduğu sesleri. Kişiliklerinden biri yukarıya çıktı ve düşünmeye başladı: 

Bilincimde mücadele halinde birden fazla persona var.