Post Apokaliptik
Büyük bir savaş çıkmış. Büyük ve geniş, kapalı bir alandayım, sığınağa benziyor. AŞTİ’ye de öyle, tavanı çok yüksek bir alan burası. Silahlı birlikleriz. Üniformalı erkeklerle kaplı her yer. Bir koşturmaca, acele var.
Yanımda bir arkadaşım var. Bu konseptten o da sıkılmış. Dışarısı ve aşağısı olan yerde bir market olduğunu söylüyor. Bu olurken, bulunduğumuz alan, evime yakın bir benzin istasyonuna dönüşüyor. Oraya gitmeye karar veriyoruz. Çıkmak yasak olduğundan gizlice çıkıyoruz ve market kayboluyor. Arkadaşım, ileride bir ışık olduğunu söylüyor. Bakıyor ama birşey göremiyorum, zifiri karanlık her yer. Ancak karşıya geçmemiz için, bir asfaltı aşmamız gerekiyor.
Yavaşça da olsa, ilerliyoruz. Işığı görmeye başlıyorum artık. Biraz aşağısında yolun, tam bir kaç adım inerken, polis aracı geçiyor yanımızdan. Karanlığa saklanıyoruz ve araç geçip gidiyor.
Yasak olan dışarıda olma eylemini gerçekleştiren diğer insanların yanına gidiyoruz. Bizi tanımıyorlar ve onları tanımıyoruz yaklaşırken. Diplerine kadar girdiğimizde, karanlığın yoğunluğu, yaptıklarını görmemi engelliyor. Bir adam ve bir kadın gördüğünü söylemişti arkadaşım. Yanyana oturan bu iki insanın karşısına oturduğumuzda farkediyorum ki, ikisi de kadın.
Ben soldakinin karşısına oturuyorum, arkadaşım sağdakinin. Arkadaşım çakmağını yakıyor ve ateş'in verdiği ışıktan haz alıyorum. Ona, söndürmemesini istediğimi söylüyorum. Bu arada karşımdaki kadının, gizli bir tarot falı yöntemi bildiğini anlıyorum birden, cüce bir kadın bu karşımdaki. Son cümlesini söylüyor, yanındakine ve bize dönüyorlar.
Ondan hemen, benim de falıma bakmasını istiyorum. Elimi uzatıyorum, çünkü bundan çok az bir süre önce, kesinlikle geleceği görebildiğini hissediyorum. Suratını ekşitip, elimi elinin arasına alıyor. Karanlık bilincimi ele geçiriyor.