Neo Beat?
Tıka basa dolu bir sırt çantam var. Evime de uzağım, ulaşmak istediğim yere de. Aslını istersen, bu iki konum, bana eşit uzaklıkta, biri arkamda, diğeri önümde. Bir benzincideyim, marketteki kilolu görevliye soruyorum “Buradan x’e otostopla gitmeyi planlıyorum, alırlar mı?”
Adam “otostopla uğraşmak yerine, burdan 40-50 km. yürü, kırmızı ışıklar en yakın o noktada var. Araçlar durmuşken seni yok saymaları mümkün olmaz.” diyor.
“Manyak mısın, mümkün mü bu? O kadar mesafeyi yürüyerek aşamam!” diyorum. Adam, vermemi beklediği tepki tam olarak buymuş gibi “Beni izle.” diyip marketin içlerine gidiyor. Peşine takılıyorum.
Duvarı olmayan, yalnızca cam olan bir köşesi var, içine girdiğimiz odanın. Dışarıya baktığımda, bulunduğum yerin bir çöl olduğunu görüyorum ve üzerine dökülmüş uzun, sıcak bir asfalt yol. Her yer dümdüz. Çıkıntı, engebe, girinti; hiçbiri yok!
“Öyleyse” diyor kilolu, orta yaşlı ve saçları kısmen olmayan adam “Buradan başla.” Adama muhtemelen parlamakta olan gözlerimle teşekkür edip camın içinden dışarıya çıkıyorum.