Doktor Kim

Tüm evreni tehlikeye sokabilecek olası bir nükleer silaha karşı, TARDIS’te ilkel, büyük ve beyaz bir telsiz ev telefonunu andıran bir cihaz vardır. Aygıtın işleyişi, görece yakınında nükleer bomba olduğunda birkaç tuşa basıp bir komut vermekten ibarettir. Böylelikle bombanın etrafında radyasyonik bir alan oluşturur ve etkisiz hâle getirir.

Bu düşümde, Doctor’u oynuyorum. Zira yanımda bir hanımefendiyle birlikte geniş bir asansörde, kapıya en uzak noktadayız ve TARDIS’te olması gereken büyük beyaz aygıt, kapıya yakın duran adamın sağ elinde duruyor. Adam, suratındaki alçakça sırıtışla bize ayaklarımızın dibindeki çantayı gösteriyor. Onun bir şekilde nükleer bomba olduğunu biliyorum. Geri sayıma geçmiş olduğunu da… Sanırım asansör olarak algıladığım mekân, nükleer bir sığınak ya da onun gibi bir şey. Ama asansör değil.

Adam, çaldığı beyaz aygıtımla birkaç tuşa basıyor ve bir kod söylüyor. Geri sayım, 6’ya geldiğinde bozuk plak gibi kalınlaşan bir sese dönüşüyor ve bir alan oluşuyor bombanın etrafında. Sayım sona eriyor ve adamın sırıtışı daha da arsızlaşıyor:

— Seni göz ardı edemezdim, Doctor! Kaynağını boşluktan alan bu nükleer gücü harekete geçirmeden önce, evrende varlığının bir söylenti olduğu bu anti-nük’ü ele geçirmeliydim. Şimdi gidip evreni ölümle tanıştıracak, yıldızları söndürecek ve varoluşa kökünden bir son vereceğim. Ne sen ne de sonik tornavidan bu kez bir işe yaramayacak. Kapıyı açmayı denemeye kalkışma, çünkü gördüğün gibi bu kapı tahtadan.